Gebelerimi Nasıl Takip Ediyorum?

Gebelik takibine başlamadan önce hamilelik tanısını koymak gerek.

Adeti geciken kadınlar, idrar ya da kan testi ile gebe olup olmadıklarını kontrol eder.

Benim whatsapp foto arşivinde, en çok, çift çizgili idrarda gebelik testi çubuklarının fotoğrafları var.

Gebelik testi pozitif çıkınca bebeği ultrasonla görmem gerek.

Erken haftalarda alttan (vajinal) ultrasonla görmek daha kolay. Her şeyin yolunda gittiği bir gebelikte, rahim içinde önce kese, sonra onun içinde embryo ve en sonunda bebeğin kalp atışları görülüyor.

Kalp atışlarını net olarak görünce ayrıca duymak gerekli değil, çünkü bebeğe fazladan ısı vermiş oluyoruz. Ben, çoğunlukla tercih etmiyorum ama annemiz çok isterse neden olmasın?

Yaptığım bu ultrason kontrolleriyle, dış gebelik, ikiz gebelik ve boş gebelik gibi olumsuz durumları da ekarte etmiş oluyorum.

Kalp atışlarını gördükten sonra derin bir nefes alıp, kesin tanısını koyduğum gebelik takibine başlıyorum. Sırada bazı kan ve idrar testleri var.

– Kan grubu, Rh tayini,

– Tam kan sayımı,

– Açlık kan şekeri,

– Karaciğer fonksiyon testleri (ALT, AST),

– Böbrek fonksiyon testleri (Üre, Kreatinin),

– Kızamıkçık, Sifiliz, Hepatit B virüs, Hepatit C virüs ve AIDS virüs taramaları.

Ayrıca,

– İdrar testi ve idrar kültürü.

Rahim ağzı kanser taraması konusunda çok israrcı değilim çünkü bir çok gebe, alttan muayene yapılmasının bebeğine zarar vereceğini düşünüyor ben de inatlaşmıyorum. Ama bu test, çok uzun süredir yapılmamışsa işte o zaman biraz israr edebilirim.

Annenin kronik bir hastalığı varsa, son durumu araştırmak ve gerekirse ilgili branş doktoruyla görüşmek gerek.

Büyüyen bebeğin kromozom yapısını araştırmak önemli. Dünyadaki tüm gen hastalıklarını tanıyamayız ama önemli ve sık olan bazılarını atlamamalıyız. En sık olanı da Down Sendromu yani Mongol bebekler.

Ailenin ekonomik durumu uygunsa, 11. haftada, anne kanında bebeğin genlerinin incelendiği pahalı bir test var onu yapıyoruz. Anneden kan alıp, bebeğin genlerine bakılabilen bu test, yaklaşık 2 haftada sonuç veriyor çünkü kan, yurtdışına gidiyor.

Ekonomik olarak buna uygun olmayan hamilelerde ise klasik testlerimiz olan ikili, üçlü ya da dörtlü test yapıyorum.

İlk yapılanı ikili test. Hamileliğin 11-14 hafta aralığında ki ben, genelde 12-13 hafta arasında ultrasonda bebeğin ense kalınlığına ve burun kemik yapısına bakıyorum. Ayrıca aynı gün alınan kanda, bazı maddelere bakarak ikili test yapmış oluyorum. Burada bir risk çıkarsa direkt bebeğin hücrelerini alıp incelemek gerekiyor.

Hamileliğin 14. haftası bebeğin kız mı, erkek mi olduğunun anlaşılmaya başladığı hafta. Ben de bu civarda cinsiyet tayini yapıyorum.

Hamileliğin 15-20 haftaları arasında üçlü ya da dörtlü test yapılıyor ama ben ikili test yaptığım hastalara bunu yapmıyorum, sadece anne kanında alfa feto protein denen bir madde var ona bakıyorum. Testlerde anormallik varsa, bebeğin suyunun alınması gerek, buna amniosentez deniyor.

Hamileliğin 18-22 haftaları arasında ayrıntılı ultrason yapılması gerek. Kitaplar bunu riskli bulduğunuz gebelere yapın diyor ama ben her gebeme rutin olarak yapıyorum. Bu ultrasonu ben, 20-22 haftalar arasında yapmayı daha uygun buluyorum çünkü bebeğin kalbiyle ilgili daha detaylı bilgiler ortaya çıkıyor.

Hamileliğin 24. haftası civarında şeker tarama testi yapıyorum. Bu basit bir test ama bazı gebeler bunu yaptırmak istemiyor. Onlara çok baskı yapmıyorum ama bu sefer de aralıklı olarak kan şekeri ölçümleri yapılması gerektiğini hatırlatıyorum.

Ailede kan uyuşmazlığı riski varsa 28 haftalıkken kan uyuşmazlığı iğnesi yaptırıyorum. Ayrıca bu haftalarda genel bir kan-idrar testi ile durum değerlendirmesi yapıyorum.

Hamileliğin 36-37. haftasından itibaren haftalık NST takiplerine başlayıp doğuma kadar bu şekilde devam ediyorum.

Benim takip ettiğim gebelerimle takip periyodlarına genelde onlar karar veriyor. Çünkü bebeğini özleyen veya merak eden tüm gebeler istediği zaman gelip görebiliyor.

Hepinize mutlu ve sağlıklı gebelikler ve doğumlar dilerim.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.